Yazar: Aydan Öksüz

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var mı?

‘Bir avuç kumda yaklaşık 10.000 kum tanesi vardır. Göğün açık olduğu bir gecede çıplak gözle görebildiğimiz yıldız sayısından daha çoktur bir avuç kumdaki taneler. Ama görebildiğimiz yıldızlar, var olan yıldızların ancak küçücük bir bölümüdür. Geceleyin gördüklerimiz en yakın yıldızlardır. Oysa Kozmos ölçü kavramını aşan bir zenginliktedir; şöyle ki: Evrendeki yıldızların toplam sayısı yeryüzündeki tüm kumsallardaki…

Balkon: Özgürlük Eşiği

Balkon benim için özgürlük imgesi, sessizliğin direniş alanı, bu sebeptir balkonlu evleri hep sevdim. O balkonlarda yetişen çiçekleri, canlı ve kuru çiçekleri. Ufak saksıları, rüzgar güllerini. Küçük radyoyu, güneşten yaprakları kıvrılmış kitapların olduğu balkonları. ‘Kalınlaşan bir duvardı aramızda gece’den, ‘avuçlarıma bıraktığın geceler sana küçük bir evden söz etmeliydim’ diyenin ince düşü. O evlerin -den hali…

Cennettin Kökleri’nde Aşk Romanları Okuyan İhtiyar

Morel, Hitler zamanında iki yılını toplama kampında geçirdikten sonra geldiği Afrika’da, filleri korumak için mücadele eden 60’lı yaşlarında ihtiyar bir delikanlı. Yaşam için filleri koruyan ve insanlığın karşısında doğayı haklı çıkarmak isteyen bir direnişçi. Fillere olan sevgisinin insanın varoluşu ile anlama geldiğini biliyordu Morel. Dünyanın hızla kirlenmesine karşılık bazı şeyleri hatırlamak ve hatırlatmak gerekiyordu sadece:…

Üç Renk Mavi: ‘çünkü en az ölüm kadar korkar insan yaşamaktan’

Yaşamda tamamlanmayanları illa ki tamamlanmayacak olanı filmlerine dahil eder Kieslowski. Filmlerin başlangıç sahnesinden itibaren hep o yarım kalmışlık, terk edilmişlik ya da ‘eksik olan’ aranır. Bu arayış, bile isteye yapılır. İnsanın bitmek bilmeyen tamamlanma veya bütünleşme halini bıçağın ucuyla kanatarak açar. Eksik bir şey mi var? Biraz daha ötede tamamlanmış olan sadece doğum ve ölüm…

Film ve Mekan İlişkisi: İstanbul – Kapadokya – Artvin Üçlemesi

  Bir kente seyahat etmeden önce, kentin tarihi ve gezilecek yerlerini belleyen hafıza, görsel olarak bilgi sahibi olmasa dahi o yerle ilgili sahneleri oluşturur. Gidilmeyen birçok yer, gidilen yerlere kıyasla zihinde daha berrak anıları oluşturur ve hayal gücü daha fazla çalışır. Bazı şehirler, bu sebeple, zihinde yaşayarak güzelleşir. İstanbul’a hiç gitmeyen birisiyle, sürekli İstanbul’da yaşayan…

Ahmet Oktay ile Söyleşi

Yasaklar, yalanlar ve bitmek bilmeyen uğultular... bunların arasında bize iyi gelenler ise, kitaplar, sokaklar, müzik ve sanat... peki ne kadar sığınıyoruz bu gerçeklere? Ülkenin durumuyla, üzerimize çöken rehaveti sanatla-edebiyatla-şiirle gerçekten çözebiliyor, popüler kültürden kendimizi yeterince koruyor muyuz? Aklıma takılan soruların cevabı için, yarım asırdan fazla, hayatını şiire, sanata, eleştiriye, kitaplara adayan; Mavi Hareketi, toplumcu gerçekçi ve…