Balkon: Özgürlük Eşiği

Balkon benim için özgürlük imgesi, sessizliğin direniş alanı, bu sebeptir balkonlu evleri hep sevdim. O balkonlarda yetişen çiçekleri, canlı ve kuru çiçekleri. Ufak saksıları, rüzgar güllerini. Küçük radyoyu, güneşten yaprakları kıvrılmış kitapların olduğu balkonları.

‘Kalınlaşan bir duvardı aramızda gece’den, ‘avuçlarıma bıraktığın geceler sana küçük bir evden söz etmeliydim’ diyenin ince düşü. O evlerin -den hali içinde yaşarken uzak, aşkların ve ölümlerin ayrılıklarını taşırken bizi birleştiren sığınak, balkon. İki kişinin gerçekten birbirini dinleyecek kadar alanın olması asıl meseledir her zaman. Bu birlik sağlandıysa içeriğinin eşiği dışarıya doğru açılır. Balkon, bu geçişi sağlayan tek gerçekçi ‘mekândır’. Balkonun ev ile dışarısı arasında bir geçiş alanı olması tam da eşikte, özgürlük ve tutsaklığın bir arada olmasından sebeptir, balkon bu yüzden bir başkasına acıdır. ‘Ölümün cesur körfezi’ olarak görülen evlerde.

İçerisiyle aramıza bir mesafe koyduğumuz, kamusaldan bireysel alana dönüşümün başlangıcıydı bu, şehir ve onun balkonunda insanlar. Aramızda duvarlar kalınlaştıkça o eşikten sonrası bir masanın varlığıyla başka bir dönüşüme giriyordu artık. Kareli masa örtüsü üzerinden anlatılacak, paylaşılacak ve susulacak şeylerin meselesi. Evlerin cansıza karşı duyarlılığına inat yaşamakla ölmek arasında bir yer olan balkon; en çok içimize benzeyen. Bu değişim bizim için yeterli mi sorusuna tuhaf bir sardunyanın hatrına canlılığını koruyan. O eşik sonrası artık kendinin değil, kainatın bir parçası olmayı da kabullenişimiz. Tenin, ürpertiyle yaşamı hatırlatması aklın ise zamanın içerisinde sonu ve sonsuzluğun bir aradalığını fark ettiği.

‘İnsanlar mekanı yalnızca tecrübe etmez, aynı zamanda onun aracılığıyla düşünür ve hayal kurarlar. Dolayısıyla mekan yalnızca (anlamlı bir yaşam koşulu olarak deneyimlenen ve anlaşılan) hali hazırdaki toplumsal dünyayı değil, eylem esinleyebilen ve kolektif düşleri ifade edebilen başka mümkün toplumsal dünyaları da şekillendirir.’ Sorumluluk almaktan söz edilebilir buradan, eşik sonrası sorumlu olduğumuz bir dünya vardır artık. Yan komşunun kurumuş çiçeğini düşünmekten, göğü görebilmek uğruna özgürlük arayanların sorumluluğunu da alabilmek gerekir. Daha fazla ruh birlikteliği için başkasının sesi de, sessizliği de olabilmek adına yapılmıştır bu alan.

Uykumuzdan bize kalanları hatırlamadığımız gibi balkondan çıkınca da unuttuğumuz, anılar, düşünceler, suskunluğu saklayan cümleleri de taşır. Begonyaları balkonu sardığı için mutlu olan insanlardan söz etmenin zamanıdır, sonu olanların farkındalığını hatırlamak için: ‘Benim gezinti alanım iki küçük saksı. Yetiyor bu gümrah arazi: Balkon, bahçe ve kabir: üst kattaki dul her sabah ve akşamüstü sularken çiçeklerini beni de suluyor çünkü.’

 

CATEGORIES