Cennettin Kökleri’nde Aşk Romanları Okuyan İhtiyar

Morel, Hitler zamanında iki yılını toplama kampında geçirdikten sonra geldiği Afrika’da, filleri korumak için mücadele eden 60’lı yaşlarında ihtiyar bir delikanlı. Yaşam için filleri koruyan ve insanlığın karşısında doğayı haklı çıkarmak isteyen bir direnişçi.

Fillere olan sevgisinin insanın varoluşu ile anlama geldiğini biliyordu Morel. Dünyanın hızla kirlenmesine karşılık bazı şeyleri hatırlamak ve hatırlatmak gerekiyordu sadece: hayvanları ve tabiatı korumayı. Morel, aylarca kaldığı bir kulübenin içerisinde filleri gözlemleyerek, onlara zarar veren, Hollandalı, Fransız ve Alman birçok ırktan gelen kişilerle ve devletle mücadele ediyordu.  Hitler zamanına iki yılını toplama kampında geçirdikten sonra haklı bir direnişti onunki. Kaldığı kampta filleri düşünerek geçirdiği günler için onlara karşı borcunu ödemek istiyordu. Hükümete karşı elinde fillerin korunmasına dair belgelerle onların hakkını arıyor, bir filin ölmesi, doğanın önemli bir işlevini de kaybetmesi anlamına geliyordu Morel için. Ölümü göze alıyordu çünkü filleri kurtarmak istiyordu, doğanın sürekliliği, onların varlığınının devamına bağlıydı.

‘Umudunu hiçbir zaman yitirmeyeceksin. Umudu yitirmemek için deli olmak gerek; doğru. Milyonlarca yıl önce karada yaşamak için karnını sudan dışarı çıkaran ilk- sürüngenin akciğerleri yoktu, ama yine de soluk almaya çalıştı – o da bir deliydi. Buna karşın, sonunda, sürüngen adama döndü. Her zaman elimizden geleni yapmaya çalışmalıyız – günün birinde, insan olabilmeyi başarabiliriz, belki, kimbilir.’ Romain Gary’nin Cennettin Kökleri, doğanın karşısında insanın acizliği ile her şeye rağmen ince tarafını anlatan muazzam bir roman. İnsanca bir şeyi insanlarla birlikte savunmanın kavgasında doğanın, iyinin yanında yerini aldığını anlatan devrimciydi Morel.

‘Erkek, Antonio Jose Bolivar Proano koyu mavi takım elbise, beyaz gömlek ve bir de sanatçının düş gücünden kaynaklanan çizgili bir kravat taşıyordu. Kadın, Dolores Encarnacion del Santisimo Sacramento Estupinan Otavala, kendisine çok yakışan ve anıların en gizli saklı köşelerinde her an yeniden ortaya çıkmak için pusuda bekleyen şeyler giymişti.’

‘Antonio Jose Bolivar Proano, daha önce özgürlük kavramı üzerinde hiç durmamıştı. Ama şimdi bunu ormanda dolu dolu yaşıyordu. İçindeki öç duygusunu canlandırmaya ne kadar çalışırsa çalışsın, bu ortamda kendini öyle mutlu hissediyordu ki sonunda bu tasasız ve efendisiz dünyaya yenik düştü ve kinini unuttu. Jose Bolivar’ın aşk üstüne bildikleri şarkılarla sınırlıydı. Özellikle Julito Jaramillo’nun söylediği pasillo’larda. Guayaquil’li bu zavallı adamın sesi bazan bir transistörlü radyoda yayılır ve insanı hüzne boğardı. Pasillo’lara bakarsanız aşk, görünmeyen bir böceğin herkes tarafından özlenen ısırığına benzerdi.’

Luis Sepulveda’nin Aşk Romanları Okuyan İhtiyar’ı, küçük bir Amazon köyünde, elinde bulunan birkaç aşk romanını yüzlerce kez okuyarak ve çok gerilerde kalmış anılarını anımsayarak geçiren yaşlı bir adam. Aşk, Venedik ve Gondol kelimelerini yan yana getirdiğinde üzerinde günlerce düşünerek, tekrar tekrar okuyan, kelimelerin anlamlarını bulmaya çalışarak mutlu olduğu bir arayış onunki. ‘Gerçekten böyle şeyler var mıdır?’ sorusuna, özgürlük ve doğaya karşı duyduğu aşk ve dirençle karşılık veren Jose Bolivar. Ozelot gibi yırtıcı bir hayvanla çarpışma sonrasında, Amazon’u kirletenlere küfür eden ve tüm canlıların nefret ettiği silahı da suya atarak, insanların barbarlığını unutturan, çok güzel sözcüklerle aşktan söz eden romanlarına geri dönen ihtiyar bir adam.

Kauçuk ağaçlarını kurtarmak için savaştığını düşenen sonrasında Amazon ormanları için savaşan ve en sonunda insanlık için savaştığımı anladım diyen Chico Mendes’e ve Miguel Tzenke’ye, iki devrimciye adanmış Aşk Romanları Okuyan İhtiyar. Amazon’da desteklediği sendika hareketini örgütleyip, nehirlerin zehirlenmesini önleyerek, tarım işçilerinin haklarına kadar savunan Mendes’in suçu ise, doğanın sürdürülebilirliğini savunması, devletlerin sevmediği şey olan ‘düzeni’ bozmasıydı. Mücadelesi için yirmi dört yaşında okuma yazmayı öğrenmişti.

Cennettin Kökleri’nin ardından tamamlanan bir roman olarak okudum Aşk Romanları Okuyan İhtiyar’ı. Kimsenin bilmediği yerlerde, bilinmeyen bir kültür içerisinde, ilkel yaşamı öğrenerek, hayvanları ve doğayı korumanın haklı mücadelesini anlatıyor; Morel, Mendes ve Bolivar.  Sudan dışarı çıkan ilk sürüngenin akciğerleri olmadan yaşamaya çalışmasının dönüşümünde ‘çevre bilincine sahip’ bizlere yine bu bilinçle soruyorlar: Doğa için ne kadar ileriye gidebilirsin? 

**

Chico Mendes ile ilgili bir belgesel, Amazon’un sesi.

https://www.youtube.com/watch?v=Ii0ypePaZ1o

CATEGORIES