Üç Renk Mavi: ‘çünkü en az ölüm kadar korkar insan yaşamaktan’

Yaşamda tamamlanmayanları illa ki tamamlanmayacak olanı filmlerine dahil eder Kieslowski. Filmlerin başlangıç sahnesinden itibaren hep o yarım kalmışlık, terk edilmişlik ya da ‘eksik olan’ aranır. Bu arayış, bile isteye yapılır. İnsanın bitmek bilmeyen tamamlanma veya bütünleşme halini bıçağın ucuyla kanatarak açar.

Eksik bir şey mi var? Biraz daha ötede tamamlanmış olan sadece doğum ve ölüm anı değil mi? Bizi ilgilendiren bu iki süreç arasındaki insan olma meselesi. Kieslowski bu mesele üzerinden, bir piramit çıkarıyor izleyiciye. Sevgi, mutluluk, aşk kavramlarına yüklediğimiz o inceliğe odaklanıyor. Bize öğretilenlerle, öğrendiklerimiz arasında bir yolculuk bu, yenilgiyi baştan kabul edeceğimiz kazançlı bir yolculuk.

Kiewlosvki filmleri içinde her zaman ayrı bir yeri olan üçlemesinden biridir Üç Renk Mavi. Sevgiyi sevmenin etrafında, vazgeçmenin, cesaretin ve özgürlüğün gerçeklere bağlı bir teslimiyetini anlatır. Karakterlerin her biri yaşamın getirlerini olduğu gibi kabul eder. Dışarıdan bakıldığında olağan yaşamların tam içerisine, rüyalarına dahil girerek kadare ve kedere karşı direnişlerini, ağzın içine hapsolmuş bir yumruk, yüksek bir akor, ayak sesiyle izleyiciye aktarır. Gürültüye değil, gerçek olan, sahibinin bildiği seslere odaklanır Kiewloswki. Filmin her sahnesine ayrı bir şekilde hakim olan mavinin de sesini izleyiciye aktarır. Parçadan bütüne giderek saatin tik-tak sesi arasıdaki boşluğu dahi doldurur.

Julie, eşini ve kızını trafik kazasında kaybetmesinin ardından derin bir sessizliğe düşer ve çözümü geçmişinde geriye bıraktıklarından kurtulmakta bulur. Elindeki her şey satarak, geçmişiyle tüm bağlantısını koparmak ister. Sadece özgür olmak, hiçbir şeye bağlı olmadan yaşamak istemektedir. Sevdiği şeyler hüzünden başka bir şey vermemiş olan Julie için sevgi, ölüm gibi sonlanacak bir süreçtir. Yaratmanın cesaretini, acıyla ödeyen Julie, umutsuzluğa rağmen ilerleyebilme yetisini gösterir. ‘Seni nelerin beklediğini görmen, nasıl bir yol izleyeceğin konusunu netleştirmek için bir aitlik sunar.’

Bazı insanlarda güçlü kalabilme konusunda kararlılığı, olaylarla birlikte tabiatında da var olan bir ‘hal’ olarak belirir. İyiliği karşılık beklemeksizin yapan Julie’yi özgür kılan da bu tavrıdır. Nefes almak gibi, yolda yürürken karşıdan gelen birisine selam vermek kadar doğal olan bir şeyden bahsediyor Kiewlosvki, mavinin sevginin yüceliğini ve sonsuzluğunu da katarak izleyiciye aktarıyor.

CATEGORIES