Vakti Geldiğinde

‘Başkaları yaşarken yaşanılır mı? Goethe’nin bu sorusunda, yazarlık eyleminin bütün gizemi saklıdır. Kitaplar yazmasından dolayı insan kendisini evrene dönüştürür. Ve bir evrenin özelliği tek oluşudur. Başka bir evrenin varlığı onun özünü tehdit eder.

Politikacılar, taksi şoförleri, gebe kadınlar, sevgililer, katiller, kaymakamlar, doktorlar ve hastalar arasında yazı hastalığının dayanılmaz çeşitliliği, bana bütün insanların içlerinde istisnasız yazarlık kaderini taşımakta olduğunu göstermiştir. İnsanoğullarının tümü sokağa inip: Biz hepimiz yazarız, diye bağırabilirler ve buna hakları vardır. Çünkü herkes ilgisiz bir evren içinde görülüp işitilmekten yok olup gideceği düşüncesiyle acı çekmektedir. Bu yüzden daha vakit varken, kendisini sözcüklerden oluşan bir evrene dönüştürmek ister.’

Milan Kundera Gülüşün ve Unutuşun Kitabı’nda, hayatımızın birbirine ne kadar bağlı olduğunu soruyor. Hayatı onun bizi izlediği kadar bizim de onu izleyip izlemediğimizi ekleyerek. İzlemenin ardında bir şey daha beliriyor, hayata katılmak ve var olanın birlikteliğiyle yol alabilmek. İlk sözcükten başlayarak ‘buradayım’ dediğimiz büyülü zamanlardan, dilimizin söylemeye varamadığı gerçekçi zamanlara gelerek sözcükleri çoğaltıyoruz.

Sadece yazıyorum demenin yeterli olmadığını bildiğimden, yazmak eylemenin düşünce eyleminde uzun süre kendine yer aradığını da biliyorum. Nereye ve hangi sözcüklere ait olmalı ya da onları var olanın içerisinde nereye yerleştirmeliyim? İçindeki huzursuzluk -aslında pek huzursuzluk olmayan sadece başka bir kelimeye yer bırakmadığından- ortaya çıkarma, kırıp dökme ya da çiçeklendirme çalışması yapmayı istemekten öteye geçmiyor çoğu zaman.

Yazmadan yaşama imkânım var mı? Elbette. Yerini başka şeylerle doldurabiliyorsa insan, hayatını sadece kendi derdine odaklanarak devam ettirebilir. Yazmak, benimle birlikte var olan ancak süreci benimle sonlanmayan bir mesele olduğuna göre başkaları olmadan yaşamak ve yazmak da bir o kadar uzak geliyor. İyinin ve kötüsünün ötesinde yazı, aklın seçimi ile başka yaşamlardan geçerek kendine yol açıyor.

Defterime aldığım notlara bakıyorum, iş notlarıyla birlikte yazmak istediğim konu, o an akla gelen kelimelerle kuşatılmış sayfalar. O defterin köşesinde yerini yadırgayan kelimeyi ya da konuyu oradan çıkarabilirsem, yükümün hafifleyeceğini düşünüyorum. Gördüğüm yüzün, notlar arasındaki kelimelerde kendisine doğru bir yer bulması için bekliyorum. Sonra bambaşka bir an… Deftere eklenen yeni bir kelime, dizeler, başka eller ile yaşamaya devam ediyorum. Yazmıyorum, bekliyorum. Ya onların benim peşimi bırakmasını bekliyorum, ya da benim onları bırakacağım zamanı. Yaşayan ve yaşanan arasındaki mücadele, kelimeler ve ellerden geçerek, geleceğin belirsizliğinden uzaklaşma isteği ile bir anda evrenin mücadelesi oluveriyor.

‘İnsan, evreni tüm güneşleri ve yıldızlarıyla kucaklayamacağını bilir. Öteki sonsuzluğu elinden kaçırmaya hükümlü oluşunu da daha katlanılmaz bulur. O sonsuzluk ki elinin altındadır. Dış dünyanın sonsuzluğu bizden kaçmış bile olsa, bunu doğal bir şey kabul ederiz. Ama ölünceye kadar, öteki sonsuzluğu da kaçırdığımız için kendimizi suçlar dururuz. Yıldızların sonsuzluğu düşünülür de, babanın kendi içindeki sonsuzluğa aldırış edilmez.’

‘Beethoven’in olgunluk döneminde çeşitlemenin yeğlediği bir biçim haline gelmesi şaşılacak bir şey değildir. Beethoven çok iyi biliyordu ki sevmiş olduğumuz kişiyi yitirmek kadar dayanılmaz bir şey olamaz, aynı biçimde, on altı ölçüsünü ve sonsuz olanaklarıyla iç evreni yitirmek de ona aynı acıyı verirdi.’

Ben de kalması gerekenler ile benden uzaklaşması gerekenler, müdahele olmaksızın vakti geldiğinde yerini terk ediyor. Belli ki bu nedenle yazmayı, kelimelerle yüklü bir evrenin parçası olabilmeyi mümkün kıldığından tercih ediyorum. O anlar ve o anlara adanacak hayatın içerisinde yitip giden zaman, gülüşün ve unutuluşun zamanı olduğunu bilerek. Başkaları yaşarken yaşanılır mı? Başkaları yaşarsa ben de yaşayacağım, biz yaşarsak evrenin anlamını ve içimizdeki sonsuzluğu kelimelerden geçerek keşfedeceğiz, şimdilik perdeyi biraz aralamak gerekecek.

CATEGORIES